Genel

Pek De Bilinmeyen Batman Hikayeleri Volume 1 – Kobe Bryant ve Shaman

Legends of The Dark Knight #1-#5 Sayılarını Toplamaktadır

Herkese selamlar;
Sitemizi sadece bir alım-satım platformu olarak değil ayrıca çizgi roman severlerin koleksiyonları ile ilgili fikir sahibi olabileceği, yeni yazar-çizer ve öyküler tanıyabileceği bir yapı haline getirmek en büyük hayallerimizden biriydi. Ne yazık ki yoğunluktan planımızı erteledik, ama geç olsun güç olmasın diyerek uzun bir bekleyişin sonunda ilk yazımızla dönüyoruz.

Eski yarışma programlarında olduğu gibi “toplumun yüzde şu kadarına sorduk aldığımız cevaplar ekranda” fantazmasını yaşatırsak eğer “en sevdiğimiz süperkahraman sorusuna” büyük ödüle uzanmak için vereceğimiz ilk cevap, Gotham’ın karanlık şövalyesi olur. İyi de, barok meleklerin sırtında yükselen, yakışıklı, zengin, kırık ama “hazırlıklıysa herkesi alan” adamı ne kadar iyi tanıyoruz? Ya da klasik Batman hikayeleri dışında herkesin favori “anti”-kahramanını ne kadar iyi anlıyoruz. Neden Batman olduğunu, neden sadece hayır işleriyle zenginliğine zenginlik katarken küçük ülkelerin dış borçlarını ya da Afrika’daki açlığı bitirmiyor da, karanlık bir şehrin yozlaşmış insanlarını ve hayatlarını kurtarmaya çalışıyor?

Bu sorunun cevabını bu yazı vermeyecek çünkü bu sorunun muhattabı Batman yazar-çizerleri. Ve inanın bu sorunun cevabı da aslında herkesin kendi içinden bir şey ekleyip, kesinlikle doğru olduğuna inanacağı kadar da subjektif. O yüzden, bizim doğrularımızı değil, Shaman arcının bize ne anlattığına bakalım genç Bruce Wayne ve Kobe Bryant’ın Black Mamba öncesine çok benzeyen Batman hakkında.

Her şeyden önce, Legends of The Dark Knight en uzun süre stabil bir şekilde devam eden yan Batman çizgi romanlarından. Daha karanlık, biraz daha karakter gelişiminin detaylandırıldığı zaman zaman konuşma balonlarıyla okuyucuyu zorlayan ama genel hatlarıyla alternatif Batman hikayeleri için oldukça önemli bir başlıktı. 1989’de başlayıp 2007’e ya kadar sıfırlanmadan devam etti, daha sonra New 52 zamanları Jeff Lemire gibi bir efsanenin eline verilse de eski tadını yakalayabildiğini söylemek zor. Yine de sizi şaşırtacak Batman hikayelerinin pek çoğu buralardan çıkar, ana Batman serisinden değil.

Doğal olarak Shaman da farklı değil. Sizi şaşırtacağı ilk yer, aslında Frank Miller’ın Year One’ının tam olarak arkasına denk gelmesi. Yani ondan bir kaç hafta sonra olan olayları anlatıyor. Hatta iyi okuyucular birebir panelleri hemen tanıyacaktır. “Enough” dediğinde her şeyin durduğu ya da Clark Kent’in işleri çözmek için sonuna kadar güvendiği bir Batman’den bahsetmiyoruz. Lise’den NBA’e draft edilmiş, liseden gelen oyuncaların da mükemmel performans sergileyebileceğini kanıtlamak için yanıp tutuşan bir Kobe Bryant gibi düşünün Bruce’u. Genç, tecrübesiz ne halt ettiğinin çok da farkında olduğunu söylemeyiz. Görevinin bilincinde, elinden gelen her şeyi yapıyor ama olayların nasıl sonuçlanacağına dair oldukça tecrübesiz. Beş sayı boyunca Dennis O’Neil mükemmel bir anlatımla bunu hissettiriyor okuyucuya.

Öykü Bruce Wayne’nin Alaska dağlarında bir adam avına çıkmasıyla başlıyor, orada başına gelen durumdan kendisini yerli kabilelerinden bir Shaman kurtarıyor. Kendisini iyileştiren bu adamın Bruce’dan tek bir ricası var pagan inancını koruması ve kimseye anlatmaması. İlk problem de burada başlıyor, tecrübesiz ve daha Batman olmanın sorumluluğunun ne olduğunu anlayamamış Bruce, her işini parayla çözmeye alıştığından yaşlı adamın isteğine gerektiği önemi göstermiyor diyebiliriz. Olaylar silsilesini tek tek anlatmak istemiyorum, kendisi okuyup başka fikirler geliştirebilecek okuyucular için açıkçası. Ama şundan da bahsetmekte fayda var; Shaman arcı Batman’in en insan olduğunu hissettiğiniz, kendini sorguladığı anları artık sadece Tom King ya da Scott Snyder üzerinden değerlendiren genç okuyucular için bulunmaz bir bakış açısı.

Batman ciddi ciddi yaptığı hataların farkında geç varan bir adam burada. Kobe’nin ilk sezonlarını takip edenler hatırlayacaktır, nehirde çok fazla büyük balık olduğunun farkında ama en büyük balığın kendisi olacağına dair inancını gözlerinden görebilirdiniz. Süre bulduğu her dakikada patlama yapmaya çalışan, korkusuzca potaya giden. Buradaki Batman’ de tam olarak öyle. Yani Kobe o zamanlar nasıl “Black Mamba” değilse aslında Batman’de “Dark Knight” değil. Ama serinin güzelliği de böyle, bunlar Karanlık Şövalye efsaneleri ve efsaneler mutlaka bir yerden başlar.

Gelelim benim için en güzel yanına. Konunun için de oldukça fazla bireysel yolculuk yapabileceğiniz konu var eğer düşünürseniz. Para, karizma, sosyal toplum yapısı, sözleri tutmak, iyilikten maraz mı doğar vs vs gibi ama en çok beğendim kısım uzun yıllardır tadını unuttuğum mavi kutular. Eski Batman okuyucuları neyden bahsettiğimi hemen anlayacaktır. Mavi kutucuklarda, Batman okuyucuya ne düşündüğü anlatır ki siz de benzeri şekilde düşünüp o karakter olabilirsiniz, ya da anlatıcı Batman’i anlatır.

Mesela; “a few moments ago, he watched a man die. it has something he has seen before. he will never get used to it.” (bir kaç dakika önce bir adamın ölümünü izledi. Daha önce görmediği bir şey değil. Alışamadığı bir şey. gibi çevirebiliriz). O’Neil, bize Batman’in ne hissettiğini anlatmaya çalışıyor, yeni Batman çizgi romanlarında biraz bu sanatı kaybediyoruz galiba, özellikle King’in kendine has yazım stili buna pek uymuyor. Ama ikisi birbirinden iyidir demiyorum, bunu özlemişim diyorum.

Öykünün en zayıf tarafı sonu. Etnik kimlik, beyaz adamın dünyası, izoterik örgütler, batıl inançlar gibi dünyevi sorunlara da darbe vuran Dennis O’Neil bana kalırsa sonunu biraz tembelce ve beklenen şekilde getiriyor. Bu kadar kendini sorgulayan daha doğrusu sorgulamak zorunda kalan bir Batman’in daha iyi bir sonu hakkettiğini söyleyebilirim. Ama Shaman genel hatlarıyla size sevdiğimiz Batman’in neden sevdiğimiz Batman olduğunu hatırlatan çizgi romanlardan. Biraz daha Year One okumak isterseniz mutlaka Shaman’ı değerlendirin diyelim.

Çizerlerden pek bahsetmedim, kendine has kapak tasarımlarımı dışında çizimler 80-95 arasının klasik bir uygulanması. O yüzden ekstra övgü ya da yergi yapamam. Oldukça düzenli düzgün bir iş.

Umarım yazıyı severseniz, bu sefer düzenli şut sokacağız umarız 🙂

Sevgiler
Mete


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir